2005 ve Malta

Posted on 17 Ekim 2010

0


Malta’nın üzerinden çok zaman geçmiş olmasına rağmen ilk aklıma gelenleri sizinle “ilk”lerden başlayarak paylaşabilirim sanırım. İlk yurtdışı deneyimiydi ki uğurlu saymalı, devamı da gelebildiği için. Aslında Malta, ev arkadaşım Burcu ile “Bir daha yurtdışına çıkamayız, ayrıca yeşil pasaporta vize de istenmiyor, bundan iyisi bulunabilir mi?” deyip çıktığımız bir macera, hem de ne macera. Tamı tamına 28 günlük! İlk kez Türkiye sınırı aşmak, ilk kez uçağa binmek, ilk kez bir adada “sıkışıp” kalma hissi, ilk kez doğum günümde bu kadar uzak olmak eve, ilk kez sabahın dördünde evden kaçmak :)) ve güneşin doğuşunu sahilde beklemek….. oooo daha bissürü ilk sayılır zorlasam. İlk kez içilen sütlü çay (beğendim, ara ara içerim hala) ve ilk kez kahvaltıda reçelli tost yemeye çalışmak gibi (buna şiddetli direnç göstermiş, kendi peynirimi alıp içine peynir koyup yiyebilmiştim) Ah tabi en önemli ilklerden biri de “İlk Aşk” (

http://www.ezginingunlugu.com.tr/ezginin-gunlugu/index.php/albumleri-sarkilari/ilk-ask-2003/), yanımızda olan iki kasetten biri. Diğeri ise rahmetli Kazım Koyuncu’nun “Hayde”si. Walkman Burcu’dan, kasetler benden, birbirimizi tamamlıyoruz. Gece keyifli yarı ada yürüyüşümüzün ve dondurma ziyafetimizin vazgeçilmezleri. İlk kez sokaklarda bağıra bağıra şarkı söyleyerek gezmek keyfini de eklemeli listeye. (Kendi adıma son kez de ayrıca)Malta’nın bize ilk öğrettiği şeylerden biri, eğitim turizmi kavramı olmuştu ki aslında ülke ekonomisinin çok önemli bir kısmını oluşturmakta, zaten biz de o maksatla oradaydık. Malta’nın öğrettiği daha ilginç şeyler de vardı tabi. Mesela, deniz ilaçlandığı için kapalı olabilir! :)) Sonraaaa, yağmurlu havada otobüs ücretlerine şoför kendi insafınca anında zam yapabilir. Farklı inanışları da yok değildi, yazın çorba içilmez gibi 🙂

Peki ne yapılır ne edilir derseniz, gece hayatını sevenlere St. Julian ya da Paceville yakınlarındaki otelleri tavsiye edebilirim. Yok canım, gece hayatı, disko, barı da nerden çıkardın ben “clubber” mıyım gelmişim zaten 3 günlüğüne, -bu arada Malta 3 günlüğüne gidilesi bir yerdir, fazlası kasar- dağıtmanın ne alemi var ecnebi memleketlerde diyor ve sadece Malta’nın tarihi ve turistik dokusunu göreceğim (?) diyorsanız, tercihen Sliema’da kalınması en önemli merkezlere yürüyerek ulaşılabileceği anlamına gelecektir. Gozo-Comino (

http://www.guidegozo.com/ ), Mdina ( -linki tıklamadan önce bilgisayarınızın sesini kısmanızı tavsiye ederim, yoksa benim gibi korkup sıçrarsınız- 😀 http://www.my-malta.com/malteseislands/Mdina.html ), Three Old Village and Marsaxlokk -bir tek buraya gidememiştim, eh tabi ki bi bu kusur kaldığı için tekrar gibip burayı da görmek gerek muhakkak 😛 (http://www.virtualtourist.com/travel/Europe/Malta/Marsaxlokk-453794/TravelGuide-Marsaxlokk.html), Popeye Village ( http://www.popeyemalta.com/packages.php )ve Başkent Valetta Turu (http://www.camelot.com.tr/products.asp?step=4&id=44&pstring=44) yapabilirsiniz. Mdina’daki işkence müzesi, Gozo’daki cam atölyeleri ve dantel ören kadınları, Popeye Village’deki şeker fabrikası, Valetta’daki Baracca Bahçeleri ve müzeleri, St. John Katedrali kaçırılmamalı. Ayrıca Avrupa’nın en büyük kubbesine sahip kilise (Mosta Dome) patlamamış merminin hikayesi ile birlikte anlatıldığında insanların yüzündeki şaşkınlık ifadesi de görülmeli. Bize en büyük kubbesi diye anlatmışlardı, şimdi 3. diyorlar, 5 yılda neler değişmiş :))Ne yemeli diye biz de çok düşündük inanın, malum adadanın tek meyvesi kaktüs, sebze de yok. Gerçi Temel Reis Köyü’ne gideriken kavun tarlasına benzer bişeyler görmüştük ama kavunun kendini göremedik. – tarla dediğime bakmayın, babaannemin ön bahçesi kadar bile yok, yani Boğaziçi Güney Meydan’dan yaklaşık 7 Malta tarlası çıkar, onlar tarla dediler, biz de bozmadık garipleri- Tavşan eti pek meşhurmuş, baktık İngilizler bile bizim dönercilerden çıkmıyor, denemedik açıkçası. Amaaaaaaaaa, Malta’nın unutamadığım tadı Pizza with French Fries’dır. Doğum günüm nedeniyle Hilton teras restoranda yediğimiz akşam yemeğindeki o pizzayı hala Pizza Hut’tan bekliyorum, Pizzanın kralını yapıp Taç Pizza dediler Kraliçesini yapmadılar daha. Böyle anlattığıma bakmayın, bildiğin pizza üzerine bir porsiyon patates kızartması konulup üzerinden tekrar bir peynir gezdiriliyor, yer yer eriyen peynir arasında bol yağlı ve tuzlu patates kızartmasının ağzında verdiği o muhteşem tatla kendinden geçiyorsun. Ne kadar beğendiğimi bilmem anlatabildim mi? :)) Bu arada kısıtlı bütçeyle gidip de aç kalan olursa Casino’da ücretsiz tost veriyorlarmış. Uygulama hala devam ediyorsa, yemek sorununu o şekilde de halledebilirsiniz, yemek parasından tasarruf edeyim derken tüm paranızı içerde bırakmadıkça tabi.

Dil okulunda okumaya gideceğim, dilimi geliştireceğim diyorsanız ve biz de yiyorsak, pek çok dil okulu vardır ki Inlingua Malta (

http://www.inlinguamalta.com/inlingua/home.aspx )tarafımızca denenmiştir. Haa, ola ki burdan her şeyimi ayarlayayım da gideyim dediniz bizim gibi, eh o zamanda tabi ki Atılım Yurtdışı Eğitim Danışmanlık (http://www.atilimedu.com/) diyoruz sizlere. Ankara’da Sevcan Hanım, İstanbul’da Özcan Bey, sizi hazırlar, ailenizi de ikna eder içlerine soğuk bir su serpilir, korkmayın 🙂Malta şimdilik tarihin tozlu raflarına karışsın bakalım, daha yazacak çok yer, anlatacak çok şey var. Bu yazının fotoğraf albümü biraz fakir kalacak diğerlerinin yanında, malum öğrencilik zamanlarımızdı ve dijital fotoğraf makinamız yoktu. İyi seyirler bakalım…