İstanbul’un sınırında çemberin dışında, Ağva!

Posted on 12 Aralık 2010

0


2006 yılının mayıs ayının sonunda yazıldığım senaryo kursu nedeniyle eve yani Söke’ye gidemeyecek olmam “Çelebi”liğim için bulunmaz fırsat olmuştu. Haziran’da finaller biter bitmez önce anneanneye gidildi sonrasında da anneannenin ellerine teslim olundu 🙂 Eh, sülalenin tek gezentisi ben değilim elbet, feyz aldığımız büyüklerimiz var 🙂

Kendinden yaşça büyük ama çok dinç bir arkadaşı varmış anneannemin Ağva’da, yanımıza bir ortak arkadaşlarını daha dahil etti ve biz bir sabah kalktık, karşıya geçtik sonra bildiğiniz akbil basıp bir minibüste aldık soluğu Ağva’da. Aman ev sahibemiz bir şirin, evin bulunduğu site bir güzel sormayın. Altın kızlara uyum sağlamam hiç zor olmadı başta onlar yadırgasa da çabuk kaynaşıp anlaştık 🙂 Ağva’nın hem deniz kenarı hem de dere kenarı olması ayrı bir güzellik oldu benim için (“Ağva” adının iki dere arası demek olduğunu çok sonra öğrenmiştim http://www.gezi.in/gezi-detay/Agva ), çocukluğumun Babalı’sını hatırlattı hatta. Yeni almış olduğum dijital fotoğraf makinamla çiçek resimleri çekme merakım Ağva’nın hediyesidir bana. 

Gelelim, ne yapmalı ne etmeli kısmına. Bir kere haftasonu kaçış planları arasında yer almalı Ağva, çünkü haftasonlarınızı muhteşem anılarla doldurabileceğiniz ama bir hafta falan kalırsanız yani biraz uzunca bir tatil düşünürseniz çok çabuk sıkılabileceğiniz bir yer kanımca. İstanbul’da Adalar’ı ezberlemişlere yürüyüş ve bisiklete binmek için farklı bir alternatif, başka başka ne var ne yok diyene ise  http://www.agva.info/agva adresine bakmalarını öneririm. Ben bol bol yürüyüş yaptığım, ev sahibimizde çarşıdan alışverişi için bisiklet kullandığı için bu iki aktivitenin uygunluğuna garanti verebilirim. Kesinlikle yapmadan dönmeyin diyeceğim şey ise tabi ki tekne turu. Derede iki tarafı rengarenk hoş evler (çoğu aslında otel) masalsı bir yolculukta insan beraberinde getirdiğini her türlü sorunu hatta kendini bile unutup tekrar çocukluğuna dönebiliyor.

Kalacak yer konusunda yazın sezonda gitmiyorsanız (ki ben alerjiniz yoksa çiçeklerin coştuğu ilkbaharı ya da depresyona girmeyecekseniz kahverengi sonbaharını öneririm 😉 )hiç zorluk çekmeyeceğiniz bir yer çünkü neredeyse 1001 çeşit mekan var, pansiyonundan, lüks butik oteline kadar, cebinize hangisi uygunsa biraz gezip uygun yer bulabilirsiniz. Sezonda gidecekseniz hele hele bir günlük bir ekstra tatil varsa yani haftasonu 2 değil 3 gün oluyorsa kesinlikle önceden ayarlayın, ya da çadırınızı yanınızda götürün 🙂

Şile’ye yakınlığından ötürü de kendinize şilebezi bir kıyafet hediye edebileceğiniz uygun bir yer, fiyat olarak uygunluğu kastetmiyorum tabi. Şilebezinde fiyat konusunda Eminönü alt geçit satıcılarının eline su döken olamaz herhalde 🙂 Ama unutmayın, Ağva da hala İstanbul’dur. İstanbul’u terkettim lafınızı orada kimse yutmaz!