Dizi dizi inciler

Posted on 08 Eylül 2014

0


… pazartesiyi iple çekiyordu yeni bölüm için; hayatının beş gününde yirmi dakikaya sığacak malzeme çıkmayacağını bilse de yine de iki günlük reklam arası tadındaki hafta sonunu bitirip asıl programa geri dönmek istiyordu. Reytingi çok düşük seyircisi pek azdı. Hala nasıl oluyor da yayındayım diye düşündü. Her hafta başında senaryosunu bile bilmediği bir dizide doğaçlama başrol oynuyordu. Sosyal medya haberlerinde en son güncelleme saatini bir saat önce olarak gördüğünse aklına gelen internetin olmaması değil, öldüğü ve artık onun için hayatın durduğuydu. Modem ışığı beyninde yandı, yüzünün sarısı dudağının moruyla ölümü tüm hücrelerinde yaşıyordu. O kadar suskundu ki iç sesinin sesini unutmuştu, kendiyle bile konuşacak bir konu bulamıyordu. Gitar sesini özlüyor, çekirdek çıtlaması dinliyordu; piyano çalmayı diliyor, bilgisayar klavyesini tıkırdatıyordu. Dolu biri gözükmek için aldığı kitap yığını bir kenara koyup sinema kanallarına üye olarak kendini boşaltmaya karar verdi. Boş biri olursa rahatlayabilir, rahatlarsa yükselebilirdi, 276. Film sonra bulutlara ulaşmıştı. Şanssızlık bu ya çok fazla boş insan vardı ve bulut bu boş ağırlığı taşımak istemedi. Yağmur başladı, çatı akıyordu ve o çatıdan sızıp koltuğunun üzerine  damladı, yeni bölümü beklemeye başladık, acaba bu hafta yeni bir karakter olacak mıydı?