İstanbul

Posted on 14 Eylül 2014

0


Yanındayken hiçbir şey hissetmiyorum ama eve döndüğümde seni sevdiğimi anlıyorum. Bilmiyorum belki de sadece uzaklığı seviyorum, belki sadece özlemi, özlemeyi. Sana uzaktan baktığımda gözümü alamıyorum, büyülüyor ışıltın. Yanındayken uzaklaşıyorum senden, sevmiyorsun kendini, farketmiyorsun beni diye belki.
Uzaktayken bağırıyorum seni sevdiğimi ama senleyken ağzımı açmıyor suskun oturuyorum. Nesin sen, nasıl bir şehirsin İstanbul?

Git dedim kargaya, uğursuzsun sen. Yarın yapacağım konuşmama hazırlanıyorum, içimde tutmayacağım artık bu sevdayı, yarın konuşacağım.
Sensin uğursuz, dedi bana karga. Konacak yer bıraktınız mı da morg çatısına kondum diye bana uğursuz diyorsun?

-Yok o yüzden değil, sana genelde uğursuz derler ya, o yüzden dedim be, morg çatısı mı o?
-Burnunun dibindeki binanın ne olduğunu bilmiyorsun da uzaktan seyrettiğinin güzelliğini nereden bileceksin a saftirik, dedi. Utandım.
-Ya ne bileyim, çokça martı da dolanıyor bu çatıda, doğumhane de olabilirdi.
– Salak, martıyka doğumhanenin ne ilgisi var, yanlış bişey öğretmişler de doğrultmaya çalışırken mi yaktın kafayı acaba, yoksa leylekler göçerken geçici görev ataması martılara yapılıyor diye mi düşündün? Nasıl bir hayal dünyan var kızım senin, arka pencerenden her normal kadın gibi mahalle dedikodusu yapsana burda oturmuş bana laf yetiştiriyorsun.
– Öf be, uğursuz değilsen bile aksi ve küstahsın. İki laf ettirmedin.
– Ya bak şimdi de bana patladı. Sen tatlı tatlı konuşuyordun ben de şuracıkta cevizimi yiyordum, simitçiler gelmedi daha, onlarla birlikte martılarda gelir, onlar gelmeden kahvaltımı bitireyim dedim ama beni lafa tuttun daha bir lokma yemedim.
– Ay sen kahvaltıda ceviz mi yiyorsun?
– Ya ne yeseymişim, bana küstah diyenin benden bi farkı olsa.
– Tamam tamam kızma. Eeee madem sohbete başladık sana da kahvaltı yaptırmadım söyle bakalım ne var ne yok etrafta?
– Bağışlamanı bekliyor kadın. Gidemiyor başka türlü. Sen de uyuyamıyorsun zaten, bırak inadı. O bilmese, duymasa da git konuş, yolcu et artık.
– Çocukluğuma son veda demek. Ölsün istemiyorum, o giderse kimse sevmez beni.
– Şu anda kim seviyor ki?
– Ya deme öyle, belki o seviyordur.
– Rüyasına yat yine, ancak orada buluşur konuşursun onunla.
– Seninle konuşabiliyorum da onunla mı konuşamam.
– Gaaak işte, durum o kadar vahim, ötesini sen düşün.

Geçtim içeriye, çok bozuldum kargaya, onca yıllık karşı komşu hatta yeri geldi altlı üstlü yaşadık, ben terasa ekmek bıraktım o bana ceviz bıraktı falan, denilecek laflar mı bunlar?

Derken uyandım, bakındım, ne karga kalmış ne de İstanbul var.

Etiketlendi: , , ,