Geveze suskunluk

Posted on 21 Nisan 2015

0


-Çok duygusalsın, uslanmaz bir romantik!

-Duygulsallığın nesi kötü, tüm duygular gerçektir.

-Ama anlıktır. Bu da onları zamanla gerçekdışı yapar.

-Belki de gerçeküstüdür.

-Kes zevzekliği, realizme odaklan. Akıl yürüterek bulduğun doğru hep doğrudur, işte asıl gerçek budur, zamanla değişmez. 

-Zamanla değişmeyen şey, sıradan ve sıkıcıdır. Değişmiyorsa zamana karşı koymadığındandır, bu da bir nevi ölü demektir. 

-Yine mi lafı getirdin ölüme? 

-Ben değil, sen getirdin, ben benzetme yaptım, sen bizzat onu andın. 

-Ölüm tek gerçektir.

-Klişe! Ama severim. 

-Kes zevzekliği! Ama bazen düşünmüyor değilim, neden nefes alıyorum. 

-Bir kamıştan daha değerli olduğun içindir belki ya da delirdiğindendir.

-Deli değilim ben! Belki de havadan, yalnızım sade’ce. 

-Baharda insan canlanır, ölmez senin gibi. 

-Ölmüyorum ben, ölümsüyorum. Hem bahar da nerde, yağmur var işte yine. Benim bu halim de galiba ondan, acizim sade’ce.

-Yağmur için ölür müydün?

-Neden olmasın? Kuraklığın arasına sıkışmış kabilemin suya hasretini gidermek için sunacağı kurban olurdum tabi seve seve. 

-Antik çağlara ne zaman gittik, kurban olmak da nereden geldi aklına? 

-Aklıma gelen bişi yok, aklım evde değil zaten gelenler kapıda bekleyip bekleyip gidiyor. Kurban olsam direkt huzura çıkardım, O’na gönderilmiş olduğumdan transit geçiş yapardım herhalde. 

-Huzura çıkmaksa niyetin, niyet edip kıl iki rekat.

-Taklidin ötesine geçemiyorum, kalbim daralıyo, aklım karışıyo, uykum kaçıyo. 

-Uykun geliyor mu ki kaçıyo? Aklın düzenleniyor mu ki karışıyo? Kalbin ferahlıyor mu ki daralıyo? 

-Kes zevzekliği! Neden deliremiyorum? Şizofreni olsa biraz mesela? Neden şizofren değilim ben? 

-Bunu bana soruyorsan gerçekten, cevap içinde saklı, çok yorma kendini. 

-Yorgunum evet, hem de çok yorgun. Uyumak istiyorum. 

-Ya da hiç uyumadan sürekli yazmak. 

-O da olur. 

-Ne yapıyorsun? 

-Yazıyorum.

-Okumuyor. 

-Biliyorum, artık ben de okumuyorum. 

-Ne yapıyorsun? 

-Okuyorum. 

-Neden ki?  

-Başkalarının yazdıklarını okuyayım ki başkaları da benim yazdıklarımı okusun. Bir nevi alışveriş gibi düşün. 

-Suç ve Ceza gibi. 

-Evet, tamamıyla gerçekçi bir roman olabilirmiş, sonunda hapishanedeki umudu eklemeseymiş. 

-Umut kötü mü?

-Umut duygusal ve duygular geçici, yani yalan. 

-Ne yapıyorsun?

-Yazıyorum. 

-Okumuyor.   

-Biliyorum, ona değil Ruslara yazıyorum, onlar okuyor. 

-Hiçbir şeyden anlamayarak mı? Güldürme beni. VPN casusları! 

-Ya da KGB ajanları! 

Gülüşmeler. 

-Güldün işte, güldük. Hadi artık sağ yanım, sol yanıma dön de uyuyalım. Ben biraz daha yazacağım.