Haziranda da ölüm yok

Posted on 02 Haziran 2015

0


….kimsenin anmadığı bir Haziran başlangıcında, 6’sının ağırlığı gönlüne çöküyor yine nefes alması güçleşiyordu. Yavaşça ilaçlarına uzandı, maziye daldı. İkisi arasında bir masa, iki çay bardağı, bir kültablası, bir şekerlik, bir nargile, 3-5 müşteri, iki garson, bir işletmeci, bir kahve, bir Sarayburnu, bir Boğaz, bir şehir, bir ülke, bir Dünya olduğu gençlik masasında gönülden çekilen Ah’ın ve gözgöze gelinebilen o anın içinde tüm evrenin yok oluşunu hatırladı. Pikaptan cızırtıyla Safiye Ayla sesleniyordu. Henüz ayın 4’üydü ve umutlar hala umulabiliyordu. 5’i gecesi  ise tek bir iyi niyete bile göz yumulmadı. 6’sı sabahı her şey sonlanmış, insan türü tüm saygınlığını yitirmiş ve bu son ile yaşanacak 6 yıllık işkence yılları başlamıştı. Gençlik yılları anlaşılmazdı, gençlik cesareti ve ümitleri de. 

Yaşlandıkça bilgeleşti. Ümitleri, beklentileri ve hayalleri yoktu. Deneyimledikleri ve bildikleri vardı. Biliyordu ki, zor ya da kolay bu Haziran’da ölmeyecekti. 

“Yapabilirsin, cezaretini topla! Oku ve bundan utanma, saklanma. Ortaya çık ve seslen yazara, yapabilirsin!”