Affoluna

Posted on 02 Temmuz 2015

0


İki delikanlı hararetli hararetli tartışıyorlardı aralarında, koyu bir sohbet başı belli değil, ortasından girelim bakalım. 

“Hocam son durumda ne diyosun sen bu duruma? Aşk her şeyi affeder mi?” 

“Ya şimdi hocam, para konusunu affetmez diyorum ben son durumda. Yani düşün, başta gurur meselesi olmasa, mütavazilikle hasır altı edilse de elbet bir gün çıkar gelir karşısına. İşte efendim, onun osu vardı da, bununda busu, zaten senin kazancın şuydu da benimki bu! Başlar da sonu gelmez bir tatsız tartışma, o tatsızlık sadece ağızlarda kalmaz, zihinlere kazınır ordan ruha işler, sonra hop al sana aşk bitti.”

“Eeee başka, tek derdi para mıdır aşığın? Başka şeyler affolunur mu?”

“Yok be hocam, ben herkesin içinde olup da dillendirilmeyenden başladım. Aslında sırasıyla aileyi de affetmez, geçimin iki kişi arasında olup olmamasıyla ilgilenilmez, maailenin durumuna bakılır. Sonra haliyle aldatmayı, yalanı dolanı da affetmez. Aslında baktığında maşuğun aslında olduğu kişiyi de affetmez, çünkü tüm aşıklarda az ya da çok akıl noksanlığı mevcut olup algılama kıtlığı yaşarlar, bu da gerçeklerle değil hayallerle haşır neşir olurlar, sözün özü aşk hayal dünyasına aittir, gerçeği affetmez” 

Bizim iki kafadar havaya girip tartışmayı koyulaştırdıkça sözler derinleşti ama sesleri derin kuyudan gelir gibi kısıkken gittikçe yükseldi. Köşesinde oturup gözlerini dinlendiren adam aniden öfkeyle bağırıverdi. 

“Öf be! Bi susmadınız. Karı dırdırını geçti seslendirilmiş düşünceleriniz. Nedir derdiniz sizin? Çözemiyorsanız bir el atalım da gidin başımdan!”

Delikanlılar önce şaşkın sonra sevinçle yanaştılar adama. 

“Ey Bilge, söyle bize. Aşk neyi affeder? Biz baktık gördük ki hiçbir şeyi affetmiyor, gerçek olanı kabullenmiyor. Bu durumda her şehi yoksaymış olmaz mı? Nedir aşkı bu gaddarlığı, kendini beğenmişliği?”

“Aşk mı kendini beğenmiş ve de gaddarmış, affı yokmuş ve de olamazmış?”

“Evet Bilge, biz konuştuk tartıştık ve bulduk ki; parasal dengesizliği affetmiyor, sonra aldatmayı, yalan dolanı, aileyi, kişiyi sözün özü gerçekleri affetmiyor. ” 

“Pek güzel akıl yürütmüşsünüz evladım ama boş yürütmüşsünüz. Benim yanıma getirip bıraksaydınız dinlenmiş olurlardı en azından”

“Aman efendim, niye öyle diyorsunuz? Gayet de doğru şeyler bulduk bence” 

“Aşk iki şeyi affetmez evlat!” 

“Nedir bunlar Bilge? Meraklandık iyice!”

“İlki affetmeyi affetmez. Bir kere affedersen sonrası aşk değildir onun. Affolunacak bir mevzu olmaz aşkta, saydıklarının hiiiiiiç biri gerçekten aşk varsa zaten mevzu olamazlar.”

“Vay be! İkincisi peki?”

“İkincisi de evlat, eylemsizliği affetmez. Yine saydıklarının hepsi için diyelim ki kız zengin oğlan fakir ya da oğlanın aile problemli, ya daaaa ne bileyim olmamalı ya oldu ki aldatma yahut da bir dümen söz konusu işte her ne olursa olsun gidip konuşmak lazım. İtiraflar ya da af dilemeleri kastetmiyorum. Tüm kalbini açıp anlatmaktan bahsediyorum, o zaman ortaya çıkar para ya da aile gerçekten mevzu edilecek şeyler midir? Suçlar günahlar işlenir ama nihayetinde bir 5N1K sı vardır ve yüce yargı olmaya soyunmadığımız süreçlerin çoğunda dersimizi alıp Eyvallah diyeceğimiz şeyler değil midir?”

“Ya çok doğru şeyler dedin Bilge, biz hiç bu açıdan bakmamıştık. Yanihrr durumda seviyosan git konuş bence diyosun, gayet mantıklı, belki gerçekten de mevzu dediğimiz kızın mevzuatında bi başlık bile değildir.” 

“Son bir şey daha evlat, ben Bilge değilim. Bilmiş derler bana. Gün boyu burada oturur, böyle sizin gibi kör cahillere laf atıp bilmişlik yaparım. Hani dedim ya, eylemsizlik olamaz aşkta diye, hah işte bilgelik de aşk işidir ve eylemsiz bir bilge olmaz. Sizin Bilge dediğiniz adam da dakka oturmaz zaten, kim bilir yine nerelerde neyin peşinde koşar. Ben öyle uğraşamam evladım her dakka her dakka, ne kadar üşengeç isem affoluna.”

Bunları duyan delikanlılar neye uğradıklarını şaşırdılar, kızdılar, sinirlendiler, sakinleşmek için Bilmiş’i bir güzel dövdüler.